YANMAYA RAMAK KALA...
Zamanında çok yazdık, çizdik, anlattık ama dinletemedik. Hatta bu nedenle hain ilan edildik, rakip aday lehine çalışmakla suçlandık, disiplin listelerinde anıldık.
Son yazımızda sizlere bazı rivayetlerden bahsetmiştik
biliyorsunuz.
Bir dokununca bin ah işitiyormuşsunuz meğer…
Arayanlar, soranlar, telefon edenler, mesaj atanlar…
Bir büyüğümüzün dediği gibi “asıl turpun büyüğü”
heybedeymiş; daha neler varmış neler…
***
Tabii ki mesleki etik gereği, belgesi bilgisi olmadan her
duyduğumuzu yazmıyoruz, her söylenene inanmıyoruz.
Ha bir de, bu güne kadar uçkur dedikodularına hiç girmedik,
girmeyiz. Kim kiminle ne yapmış, kim altında çalışanlara ahlaksız tekliflerde
bulunmuş, kim uygunsuz sitelere girerken yakalanmış bizi alakadar etmiyor. Kamu
malına zarar vermedikleri sürece, bu halkın parasını kendi keyifleri için
harcamadıkları sürece yazmadık, yazmayacağız. Geri kalanın hesabı sorulacaksa
hepsinin ailesi var, eşi var; alan razı veren razıysa kimseye laf söylemek
düşmez.
***
Neyse efendim, biz dönelim rivayet olunanlara.
Güzel ilçemizin önemli kurumlarından birinin ilçe müdürü…
İşçi ve emekçi dostu olduğu için…
Kendi biriminde işçi statüsünde çalışan bir hanımefendiyi
alıyoor, “Senin değerini kıymetini bilememişler. Gel sen benim özel kalemimde çalış”
diyor.
Hanım kızımız da kendisindeki cevherin fark edilmesinden
duyduğu sevinçle kabul ediyor. Ne de olsa en büyük amir bunu söyleyen. “Emir
demiri keser” diyerek yeni görevine başlıyor.
Ancak bir müşkülatı daha vardır bizim hanım kızımızın:
“Efendim” der, “Yeni görevim iyi, hoş da… Benim buralarda
kalacak yerim de yok!”
E koskoca ilçe müdürü… Elemanını, hele hele özel kalem personelini
darda açıkta bırakacak değil ya…
***
İşte rivayetimizin tam da burasında şirin ilçemizin sayfiye
beldelerinden birine doğru uzanmamız gerekiyor. Çünkü ilçe müdürümüzün eli kolu
da buralara uzanıyor.
Bu güzel tatil beldemizin en nadide köşelerinden birinde bir
ilim irfan yuvası varmış. İşte o ilim irfan yuvasının bahçesinde de temizlik
malzemesi, kova, kürek, tırpan gibi şeylerin muhafaza edildiği bir müştemilat
var imiş.
Her şeye kaadir olan müdürümüz şak diye meseleye el atmış,
tak diye müştemilatı lojmana çevirivermiiş…
Hanım kızımızın barınma sorunu da böylece halloluvermiş.
Tabii oranın elektriği nasıl ödenmiş, suyu nerden bağlanmış biz bilmeyiz, ancak
büyüklerimiz bilir.
***
Efendim bizim bu kül kedisinden hallice hanımefendimiz
yaklaşık 2-2,5 yıl kadar mutlu mesut yaşamış kova, kürek ve tırpandan
arındırdığı müştemilat devşirmesi lojmanında.
Asıl turpun(!) büyüğü şimdi geliyor, hazır mısınız?..
Yine rivayet odur kii…
Hanım kızımız mutlu mesut pek ala özel kalemdeki görevini
ifa ederken, şak diye her şeyi halleden ilçe müdürümüz tak diye kurum içi
görevlendirme ile başka bir birime atayıvermesin mi bunu? Atasıın..
Atasın atamasına da…
İlginç olan şu ki…
Bu atamanın yaklaşık bir hafta sonrasında, müştemilattan
bozma lojmanımızda birden bir yangın çıkmasın mı? Çıksıın…
Bu yangının ardından bir kırmızı kanepe ve bir sehpa dışında
ne var ne yoksa kül olmasın mı?... Olsuun…
Bununla ilgili de hiç kimseden hiçbir yerde hesap sorulmasın
mı? Sorulmasın…
***
İşte bizim derdimiz burada başlıyor sevgili okurlar:
Kimin ne yaptığı, hangi amaçla yaptığı bizi ilgilendirmiyor
ama…
Böyle bir müştemilatın 2,5 yıl boyunca lojman gibi
kullanıldığından kimsenin haberi var mı?
Bu müştemilatlar lojmana çevrilebiliyorsa, bunlarda oturmaya
hak kazanmak için ne gibi meziyetlere sahip olmak gerek?
Haydi her şey kanuna nizama uygun halledildi diyelim; bu lojmanın
iki buçuk yıl boyunca elektriğini suyunu kim ödedi, nasıl ödendi?
Hepsini geçtim…
Çıkan yangın sonrası herhangi bir soruşturma yapıldı mı?
Yangın dolayısıyla rapor tutuldu mu? Herhangi bir kişi ya da kurum hakkında
işlem başlatıldı mı?
Yoksa “Amaan, zaten herkes müştemilat olarak biliyordu
burayı. Suyu bulandırmayın” deyip üstü örtüldü mü?
***
Yangın demişken...
Yine bir rivayete göre…
Hani bir zamanlar Aliağamızın belediye kütüphanesinde bir
yangın çıkmıştı, hatırlar mısınız?
Hani sebebi belli, çıkartanı belli olmasına rağmen herkes üç
maymunu oynamıştı da üstü kapatılmıştı.
Geçenlerde Aliağa Belediyesi’yle ilgili 2024 yılı Sayıştay
Raporu açıklanınca aklıma geliverdi birden:
Hani o sıralar belediyede çok denetim oluyordu, müfettiş
üstüne müfettiş geliyordu…
İşte o müfettişlerin o zamanlar görmek istedikleri pek çok
belge için de kütüphane yangınında yandığı söylenmişti.
Nereden aklıma geldiyse işte…
Tesadüf!..
***
Eski yangınlardan bahsettik de…
Çok yakında bazıları için Aliağa tümden yangın yeri olacak
gibi duruyor.
Çünkü gelen bilgilerin ardı arkası kesilmiyor.
Astın yaptığı üstü de ilgilendiriyor.
Onun için…
Aman diyeyim; makamınıza güvenip de kendinizi dokunulmaz
sanmayın, “yanarsınız!”…










