KONGRENİN MERTİ, NAMERTİ...
Bülent PINARBAŞI
cesotti35@gmail.com

KONGRENİN MERTİ, NAMERTİ...

Zamanında çok yazdık, çizdik, anlattık ama dinletemedik. Hatta bu nedenle hain ilan edildik, rakip aday lehine çalışmakla suçlandık, disiplin listelerinde anıldık.

10 Şubat 2020 Pazartesi 15:41 makaleler
Yine demokratik, adil ve CHP’ye yakışır (!) bir kongre sürecini geride bırakıyoruz. Tek adam rejimine başından beri karşı çıkan partinin İstanbul ve İzmir gibi iki büyük ilinde yapılan tek adaylı seçim CHP’nin şanlı tarihine altın harflerle yazıldı. Özellikle Adalet Yürüyüşü’nden sonra yaptığı doğru hamleler ve aldığı kararlar ve yerel seçimlerde üç büyük şehir olmak üzere kazandığı zaferlerle iktidar yolunda büyük ivme yakalayan Kılıçdaroğlu ile ekibinin, önümüzdeki seçimleri hedefleyen il ve ilçe kongreleri öncesindeki müdahale ve yönlendirmeleri şık olmamıştır, CHP’ye yakışmamıştır. İzmir’de belki iki ya da üç adaylı seçime de gidilse yine kazanması muhtemel olan Deniz Yücel’in delege üzerine kurulan baskı ve tahakkümle dayatılması, sonucu sorgulatır hale gelmiştir. *** Oysa ki bu parti, İyi Parti seçimlere girebilsin diye kendi milletvekillerini vermiş bir partiydi. Ne olurdu Deniz Yücel adaylık açıklaması yapan ancak imza yeter sayısına ulaşamayan Ezgi Deniz Urunga ve Cüneyt Oğuz’a elindeki 511 delegeden bir kısmını yönlendirseydi? Ne olurdu “Benim partime yakışmaz, İl başkanı olarak karşıma çıkacak her adayla yarışmaya hazırım” dese?.. *** Ancak tam tersi, kongreden çok önceleri İlçe başkanlarına uyguladığı baskı ile delegelere imzalattığı kağıtları sıkı sıkıya elinde tutan Yücel, kongre salonunda da diğer adaylara verilen imzaların geri çekilmesi için uyguladığı politika, yeni başkanlık döneminin meşruiyetine gölge düşürmüştür. Hele ki 511 imza ile başkan adayı olarak divana sunulup, elindeki imzaların yarısı kadar bile oy alamaması, delegenin net ve açık tepkisidir. Bu durumu hiçbir gerekçe ile yumuşatmak mümkün değildir. *** Aliağa açısından bakacak olursak, bu süreçten en karlı çıkan ilçe olmuştur. Özcan Durmaz’ı il yöneticisi, Özlem Şan Oğuzhan’ı kongre delegesi olarak gönderen Aliağa CHP, iç çekişmelerle kaybettiği yerel seçimlerin ardından bu başarıyla yaralarını daha çabuk sarıp küllerinden doğma fırsatı yakalayacaktır. Böylesi kaygan bir zeminde, baronların güç savaşında aradan sıyrılan Durmaz’ı ve Oğuzhan’ı başarılarından ötürü tebrik etmek gerek. *** İl başkanlığı tartışmalı olsa da, çarşaf liste ile seçilen yönetim listesi en azından bazı kendini “güç odağı” sanan “parti büyükleri”nin aslında o kadar da büyük olmadıklarını göstermesi açısından başarı sayılabilir. Tabii kongreden daha güçlenerek çıkan en önemli ismin Tuncay Özkan olduğunu da vurgulamak gerek. Bu güç Ankara’da Büyük Kurultay’da Özkan’ı kurtarabilecek mi, asansör davası ve tren polemiklerinin üstüne örtü çekilip yeniden parti meclisinde kendisine yer bulabilecek mi, onu da çok yakında göreceğiz. *** Evet, delege yaklaşık % 41 oyla İl Başkanı yaparak Deniz Yücel’e uyarı vermiştir. Ancak bu durumu diğer adaylardan geri çektikleri ve vermedikleri imza ile yaratan da bizzat delegenin kendisidir. Kimi yakınlarına iş umuduyla, kimi anahtar listelerde yer bulabilme beklentisiyle imza dayatmasına boyun eğmiş, sessiz kalmıştır. Şimdi CHP İl Delegelerine açık ve net bir şekilde sormak lazım: sizin için öncelik parti mi yoksa kişisel çıkarlarınız mı? Evladınıza iş imkanı yaratmak CHP’yi iktidara taşır mı? Bu sonuç İzmir CHP’ye yakıştı mı, her şeyden önce sizin içinize sindi mi? *** Bu cevabı bilinen soruların ardından, yazımızı İzmir’de ilk kadın başkan adayı olmak üzere yola çıkan, ancak yolu çeşitli ayak oyunlarıyla kesilen Ezgi Deniz Urunga’nın salonda yaptığı konuşmanın son kısmıyla bitirelim: \"Siyaset yapmak, doğru bildiğin yolda yürümek cesaret işidir. Cesaret ve yürek gerektirir. Yüreğin kadını erkeği yoktur. Ya mert olanı vardır, ya da namert olanı”