CHP ALİAĞA'DA
Bülent PINARBAŞI
cesotti35@gmail.com

CHP ALİAĞA'DA "KIRK KATIR MI, KIRK SATIR MI" SEÇİMİ OLMASIN

Zamanında çok yazdık, çizdik, anlattık ama dinletemedik. Hatta bu nedenle hain ilan edildik, rakip aday lehine çalışmakla suçlandık, disiplin listelerinde anıldık.

12 Aralık 2019 Perşembe 12:21 makaleler
CHP’de delege seçimleri bitti, saflar üç aşağı beş yukarı belli oldu ama sular duruldu diyemiyoruz. Merkez mahallelerde beş ayrı liste ile yapılan seçimlerin sonunda yeşil ve mor liste galip geldi. Bilmeyen yoktur ama yine de hatırlatalım; yeşil liste Saim yurdakul’un, mor liste ise Özlem Şan Oğuzhan’ın listesi idi. Yani, görünüşe göre, altı başkan adayıyla başlayan yarış sonunda tercih sayısı ikiye indi. Peki bir üçüncü aday çıkabilir mi? Çıkabilir. Çünkü… Seçim sonrası netleşen tablo pek çok partili tarafından hoş karşılanmadı. Delege seçilen üyeler bile “o adayı falanca destekliyor, bu adayın etrafını filancalar çevirmiş” düşüncesinde. Bu da sokakta yüksek sesle dillendiriliyor. Kaybedilen iki belediye seçimi sonrasında köklü değişim bekleyen partililer hüsrana uğramış durumda. İki başkan adayı da yönetim listelerini henüz açıklamamış olsalar dahi, yıllardır partide hükümranlık süren kişilerin yeni yönetimin belirlenmesinde etkin rol oynayacağı belli oluyor. Hal böyleyken; değişim isteyen, köklü değişim isteyen üyeler ne yapacağını şaşırmış durumda. Bir tarafta “falanca”, diğer tarafta “filanca” ismin ağırlığı hissedilince, 12 Ocak’ta yapılması planlanan İlçe Başkanlığı seçiminde “kırk katır mı, kırk satır mı” tercihi yapılacak. Tas da hamam da aynı kalacak olduktan sonra kongrenin, yeni ilçe yönetimi seçmenin ne anlamı var? Mevcut durumda sorumluluğu en az olanlar belki de iki başkan adayı Özlem Şan Oğuzhan ve Saim Yurdakul. Amma ve lakin, kabak onların başına patlayacak sonuçta. Bu işten kurtulmanın yolu yok mudur? Elbette vardır. Hem de çok kolay… Yenişakranlılar bunu çok güzel başardılar. İsteyen herkes aday oldu, delege seçimlerinde renkler değil isimler yarıştı ve sonuçta seçilen 12 delege hiç kimsenin adamı olarak yaftalanmadı. İlçe yönetiminde de aynı yöntem uygulansa, çarşaf liste ile seçime gidilse ne olur? Kim, kimin adamı olursa olsun; delegenin çoğunluğundan oy alan yönetime girer, başkan seçilecek kişi de “falancanın kuklası, filancanın piyonu” yaftasından peşin peşin kurtulur. O saatten sonra laf söyleyecek olana da cevap hazır olur: “Ben belirlemedim, siz seçtiniz!..” Listesine güvenen, yönetimi için belirlediği isimlere inanan başkan adayları için korkacak bir şey zaten yok. Delege seçimlerinde mevcut üye yapısı dolayısıyla blok liste tercihi anlaşılabilir. Ancak o tehlike atlatıldığına göre, ilçe yönetiminde çarşaf liste tercihi hem üyelerin yüreğine su serpecektir, hem de parti içinde güçlü olduğunu iddia eden isimler güçlerinin aslında ne kadar az olduğunu görüp seslerini kesecektir. Parti içindeki küskünlüklerin, ayrışmaların, bloklaşmanın önünü kesmenin başka da bir yolu görünmüyor açıkçası. Kim seçilirse seçilsin, bu böyle!.. Madem ki “tek adam” rejimine karşı çıkıyoruz, madem ki demokrasiyi en çok özümsemiş parti olmakla övünüyoruz her yerde, bırakın delegenin özgür iradesi yansısın sandığa. Bırakın, kendi göbeğini kendi kessin partililer. Aliağa örnek olsun, öncü olsun, değişim Aliağa’dan başlasın…