Benzincide Yasak, Yanında Serbest Olabilir mi?
Bülent PINARBAŞI
cesotti35@gmail.com

Benzincide Yasak, Yanında Serbest Olabilir mi?

Zamanında çok yazdık, çizdik, anlattık ama dinletemedik. Hatta bu nedenle hain ilan edildik, rakip aday lehine çalışmakla suçlandık, disiplin listelerinde anıldık.

04 Nisan 2026 Cumartesi 14:08 makaleler

AK Parti iktidara geldi geleli Türkiye genelinde sermaye el değiştirdi, kendi zenginlerini yarattı; hızlı ve türbanlı bacılarımız son model jiplerin direksiyonunda boy göstermeye başladı ya…

Allah daha çok versin tabii, kimsenin malında mülkünde zerre gözümüz yok. Alın teriyle kazanılmış her kuruş kutsaldır. Kul hakkına girilmemiş, vergisi tamı tamına ödenmişse, tozdan topraktan, yasa dışı yollardan gelmemişse helaldir.

***

Malum, bizim Aliağa da küçük Türkiye’dir; memleketin aynasıdır.

İşte bu ahval ve şerait içinde, ülkemizde “iktidara yakın kesim” tarafından yaşanan Lale Devri’nin bir benzeri, güzide ilçemizde adeta “sülale devri” olarak yaşanıyor.

Hani her devirde “bal tutan parmağını yalar”mış, buna zaten alıştık, kanıksadık. Amma ve lakin…

Balı çanağıyla, deveyi havuduyla götürecek kadar pervasızlık; aleni ve kanun tanımaz bir şekilde belki de ilk kez bu kadar ayyuka çıktı.

***

Üç dönemdir aynı siyasi kadrolar tarafından yönetilen Aliağa Belediyesi’nde öyle aileler var ki, özel bir konuma sahip oldukları su götürmez bir gerçek.

Nereye başınızı çevirseniz, mutlaka aynı soy isme, aynı kan bağına denk geliyorsunuz.

Geçmişine baktığınızda siyasi tarafgirlik dışında öne çıkan bir özelliği olmayan bu aileler, sadakatleri ve suskunlukları ölçüsünde ödüllendiriliyor.

***

Mesela bu isimlerden biri; önceleri Aliağa halkını ucuz otomobil sahibi yapmayı misyon edinmişti.

Sonrasında belediyemiz, milli ve manevi duygularımızı pekiştirmek adına köy köy, sokak sokak vatandaşları Çanakkale’ye taşımaya karar verdiğinde, aynı aile bu işi kurduğu şirket üzerinden götürdü.

Malı değil, halkı götürdü… Otobüslerle.

Hala da götürmeye devam ediyor. Araç kiralayarak yani…

***

Zaten bir ayağı sürekli belediyede olan ve sayın belediye başkanının yakınında konumlanan bu aile fertlerinden biri, geçtiğimiz günlerde yine belediye bünyesinde önemli bir pozisyona getirildi.

Olabilir… Her belediye başkanı güvendiği isimlerle çalışmak ister.

Buna diyecek sözümüz yok.

Ama bu güvenin nasıl tesis edildiği, bu ilişkilerin nasıl geliştiği, elbette ayrı bir yazının konusu olur.

***

Lafı uzatmayalım:

Bu “kutsal” (!) aile bireylerinden bazıları, geçtiğimiz günlerde Aliağa Belediyesi’ne ait benzin istasyonunda iki yeni işletme açtı.

Hayırlı olsun, bol kazançlar dileriz.

Ama gelelim bizim asıl meselemize…

***

Yanlış biliyor olabiliriz. Bilen varsa düzeltsin:

Türkiye’de akaryakıt istasyonlarında alkollü içki satışı yasak değil mi?

Peki bu yasak sadece pompanın başında mı geçerli?

İstasyonun marketinde yasak da, hemen birkaç adım ötesinde serbest mi?

Aynı alanın içinde, aynı bütünlüğün parçası gibi duran bir işletme, “kağıt üzerinde ayrı” olduğu için bu yasağın dışında mı kalır?

***

Bildiğimiz yerden devam edelim:

İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik madde 29’da diyor ki “İçkili yer bölgesi, mülkî idare amirinin genel güvenlik ve asayiş durumu hakkındaki görüşü doğrultusunda belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde belediye meclisi, bu sınırlar dışında il genel meclisi tarafından tespit edilir. İçkili yer bölgesi haricinde içkili yer açılamaz.”

Peki bu işletmeler içkili yer bölgesine dahil mi?

Alkol ruhsatı alındıysa, ruhsatı kimler imzaladı?

Sadece bir başkan yardımcısı ve bir zabıta memurunun imzası ruhsat almaya yeterli mi?

Herkes, her yerde bu kadar kolay içki ruhsatı alabilir mi?

***

Şunları da soralım:

Bu işletmeler gerçekten ayrı parsellerde mi faaliyet gösteriyor?

Ruhsatları “içkili işyeri” olarak mı düzenlendi?

Yoksa sıradan bir kafe ruhsatı üzerinden farklı bir uygulama mı söz konusu?

***

Bir başka soru:

Bu alan belediyeye ait bir akaryakıt tesisi değil mi?

Eğer öyleyse…

Belediye bir yandan “istasyon içinde alkol satılamaz” kuralına tabi bir alan işletirken,
diğer yandan hemen yanı başında bu yasağın etrafından dolanan bir yapıya göz mü yumuyor?

***

Daha da önemlisi:

Vatandaşın gözünde burası gerçekten iki ayrı işletme mi?

Yoksa tek bir kompleks gibi mi algılanıyor?

Ortak otopark, ortak kullanım alanları, iç içe geçmiş yapı…

Bunların hiç mi önemi yok?

***

Mesele içki meselesi değil.

Yasa koyucu bir sınır çizmiş.

Ama bu sınır, “kağıt üstü ayrımlar” üzerinden esnetiliyorsa,
orada artık sadece bir işletme değil, bir yönetim anlayışı tartışılır.

***

Ve biz de tam bu noktada soruyoruz:

Yasa akaryakıt istasyonunun içinde alkolü yasaklıyor; ama hemen yanında, aynı alanın parçası gibi duran işletmeler üzerinden bu yasa fiilen etkisiz hale mi getiriliyor?