EŞEK VE SEMER...
Bülent PINARBAŞI
cesotti35@gmail.com

EŞEK VE SEMER...

Zamanında çok yazdık, çizdik, anlattık ama dinletemedik. Hatta bu nedenle hain ilan edildik, rakip aday lehine çalışmakla suçlandık, disiplin listelerinde anıldık.

15 Eylül 2021 Çarşamba 13:19 makaleler
İktidarın medyaya yüklenmesine alışmıştık ama muhalefetin de kabahat örtmek için aynı yönteme başvurması ilginç… Bir yandan “özgür basın” isteyip, öte yandan hakkınızda olumsuz bir şeyler okuduğunuzda topyekun saldırı pozisyonuna geçmeniz bir kez daha kanıtlıyor ki “yok aslında birbirinizden farkınız!..” Anlaşılamayan konu şu: Medya sizin istediğinizi yazmak zorunda değil… Medya sizi yazmak zorunda da değil. Ne kadar kötü olursa olsun, unutmayın ki sesinizi duyurmak sizin medyaya ihtiyacınız var, medyanın size değil. *** İktidar her ne kadar zayıflatmaya uğraşsa da, basın kuruluşlarını baskı altına alıp “yandaşlaştırmaya” ya da yok etmeye çalışsa da, medya her zaman için dördüncü kuvvettir, öyle olmaya devam edecektir. Eğer bir sorun varsa, çuvaldızı başkasına batırırken iğneyi de kendinize batırmanız gerekir. Medya size yer vermiyor ya da yanlış bir şeyler yazıyorsa, medya mensuplarıyla ilişkilerinizi gözden geçirmeniz gerekli değil midir? Hazır açıklamaların üzerine yapılan haber ancak “bülten gazeteciliği”nde olur. Bülten gazeteciliğine ihtiyaç duyacak noktaya geldiyseniz, kamuyu harekete geçirme noktasında eksik kalıyorsanız, bunun suçu medyanın değildir. Çünkü; gazetecinin asıl iştigal konusu kamu hareketleridir. Medya var olmak için kamuyu doğrudan ilgilendiren, kamuyu harekete geçiren ve geçirecek olan olayları haberleştirmekle mükelleftir. Göreviniz gereği ayda bir yaptığınız meclis konuşması ya da resmi törenlerde, özel günlerde boy göstermeniz biliniz ki maalesef siyasetin sadece “şov” kısmını oluşturmaktadır. İşin ‘konuşma’ kısmını kahvedeki vatandaş da yeteri kadar yapmakta. Ülkemizde bugün en çok eksiği duyulan şey, sarfedilen sözlerin eyleme dönüşmemesidir. *** Bir bakalım: Bir siyasi parti kuruluş yıldönümünü kutluyor, meydanda 50 kişi yok. Sadece yöneticiler toplansa, kadın kolları, gençlik kollarıyla birlikte daha kalabalık olması gerek. Yöneticilerinin bile ilgi göstermediği etkinliğe medyanın yer vermesini istiyorsunuz… Bir başka partinin gençlik kolları etkinlik düzenliyor ama düzenlenen etkinlikten bırakın ilçedeki gençleri, partililerin bile haberi yok. Sonra bunu kaleme alan medya suçlu oluyor… Bir diğer parti medyayı zaten yok sayıyor. Milletvekilleri geliyor, bakanlar geliyor, medya bile iş bittikten sonra sosyal medyadaki paylaşımlardan öğreniyor… Yerel iktidarın yaptığı ya da yapmadıklarıyla ilgili meydanlarda basın açıklamaları yapılıyor, mangalda kül kalmıyor, vatandaşın malını hakkını sonuna kadar savunacağız diyenler daha meydandan ayrılmadan konuyu unutuyor. Siyasetçinin unuttuğunu medya takip etmiyor diye şikayet ediliyor… Sivil toplum örgütleri, demokratik kitle örgütleri birbirinin kopyası olmuş, halkın güvenini kaybetmiş, bunun da sorumlusu medya gösteriliyor… *** Sözün özü; eşeğe semer vurmanın bile bir adabı vardır. Tamam, anladık, medyayı ‘eşek’ yerine koyuyorsunuz da… Siz semer vurmasını bile beceremiyorsunuz be kardeşim!..