Hepimiz bu bozuk çarkın birer dişlisiyiz...
Bülent PINARBAŞI
cesotti35@gmail.com

Hepimiz bu bozuk çarkın birer dişlisiyiz...

Zamanında çok yazdık, çizdik, anlattık ama dinletemedik. Hatta bu nedenle hain ilan edildik, rakip aday lehine çalışmakla suçlandık, disiplin listelerinde anıldık.

10 Aralık 2021 Cuma 10:36 makaleler

Koca bir yılı kapatıp yenisine yol almaya, adım atmaya hazırlanıyoruz.

Amma ve lakin...

Şöyle bir etrafınıza bakın, sizler de göreceksiniz.

Ne bir heyecan var, ne umut, ne beklenti yeni yılın getireceklerine dair.

Oysa, efsaneye göre bir tek umut kalmıştı Pandora'nın kutusu açılıp tüm kötülükler etrafa saçılınca...

***

Umudun bile kalmadığı, umut etmenin bile saçma ve anlamsız geldiği öyle bir zaman diliminde, 'öğrenilmiş çaresizlik sendromu'na kapılmışız hepimiz.

Bir yandan da gözümüz kulağımız televizyonlarda, sosyal medyada, adının önüne ünvan üstüne ünvan eklenmiş 'önemli' şahısların açıklamalarında, ne varsa dinliyoruz.

Bu bilgi bombardımanı daha da beter dibe çekiyor bizi. Çünkü birinin dediği bir diğerini tutmuyor.

Biri dün dediğini bugün kendi ağzıyla yalanlıyor.

Bir gün heyecanla döviz artışını takip ediyoruz, bir gün kripto paraya takılıyoruz.

Mahalle kasabı ille de altın diyor, Berber Hasan emlaktan şaşmıyor...

***

Ekonomik belirsizlik beraberinde ahlaki çöküntü ve cinnet haberlerini de sıradanlaştrıyor.

Oğlunun karısına, gelinine uçkur çözen, hatta ondan çocuk yapan, hatta sonra bu kendi çocuğuna da tecavüz eden mahlukattan; ufacık sabiye insanlık dış şiddet uygulayana...

İş yerinde mobbing, taciz, tecavüze...

Sokak ortasında sırf canı öyle istedi diye  kılıç sallayıp hiç tanımadığı körpe fidanı hayattan koparana...

Hile, hurda, adam kayırma, tefecilik, üçkağıt, ayıplı mal falan haberden bile sayılmıyor...

***

İflaslar, intiharlar, kepeng kapatmalar, işten çıkarmalar duyulduğunda 'vah vah, tüh tüh' bile demiyoruz artık farkında mısınız?

Bu kadar normalleştirmiş, bu kadar içselleştirmişiz içinde bulunduğumuz durumu, yaşadığımız hayatı.

Daha doğrusu "yaşayamadığımız hayatı"!..

***

Yeni bir yıla gireceğiz üç beş gün sonra ve maalesef ki hiç kimsenin 2022'de 'her şey güzel olacak' diye umudu bırakın, temennisi bile yok.

Olmayacak duaya amin demek gibi çünkü, değil mi?..

Çünkü günü kurtarmaya odaklanmışız, geleceği düşünecek halimiz yok.

"Hele bu günleri atlatalım da, geleceği gelince düşünürüz" duygusu dillendirilmese de herkesin bilinçaltında otomatik bir komut olarak işlenmiş durumda.

'Gemisini kurtaran kaptan' bu devirde. Kimsede kimseyi düşünecek hal mecal kalmamış, günü kurtaran usta, işini halledebilen becerikli...

"Benim memurum işini bilir" mi demişti bir zamanlar bu ülkenin başbakanı?..

Benim milletim tümden işini bilir, bilmek zorunda ayakta kalmak, geçimini sağlamak, yaşayabilmek için...

***

Şimdi Pandora'nın kutusunu bile satılığa çıkardık, bırakın içindeki umudu...

'Allah sonumuzu hayretsin' en çok duyduğumuz dua ve dilek yakın zamanda. O hayırın ne olduğunu bilen yok.

***

Hal böyleyken...

Yeni yılla sihirli bir değnek mi değecek de her şey düzelecek?

Gökten zembille para mı akıtacaklar?

Erken ya da geç; seçim olsa, mevcutun yerine gelecek olan neyi, nasıl düzeltebilecek?

Hileyi, hurdayı, üçkağıdı ve her türlü ahlaksızlığı normalleştirmiş bir toplum nasıl dönecek birden bire ve yeniden fabrika ayarlarına?..

***

Allah aşkına biriniz söylesin:

Hepimiz bu bozuk çarkın bir dişlisi değil miyiz? Hepimiz bu iğrenç değirmene su taşımıyor muyuz?

Kendi ahlakınızı, kendi düşünce tarzınızı düzeltmedikten sonra; yeni yılda ne dileyeceksiniz de neyi değiştirerek düzelecek bu bozuk düzen?