Yeşil-Beyaz'dan Sarı-Siyah'a, Yeşil Sahadan Masaya
Aliağa'da spor, hiçbir zaman sadece spor olmadı. Hele ki işin içine belediye kaynakları, değişen renkler ve son haftalarda tabelada patlayan tuhaf skorlar girdiğinde, mesele bir "memleket meselesi"nden ziyade bir "matematik meselesi"ne dönüşüyor.
Aliağa’da spor, hiçbir zaman sadece spor olmadı. Hele ki
işin içine belediye kaynakları, değişen renkler ve son haftalarda tabelada
patlayan tuhaf skorlar girdiğinde, mesele bir "memleket meselesi"nden
ziyade bir "matematik meselesi"ne dönüşüyor.
Futbolu bilen herkes bilir:
Bazı maçlar oynanır, bazı maçlar ise “oynatılır” hissi verir.
Bugün, Aliağa FK’nın son dönemdeki performansını ve kulübün
etrafındaki soru işaretlerini biraz kurcalayalım.
***
Bakın, Aliağa FK’nın son haftalardaki sonuçlarına bir göz
atalım. Bir bakıyorsunuz Adanaspor deplasmanında 8-1’lik galibiyetle tarihi bir
fark atılmış, hemen ardından kendi sahanda Isparta 32 Spor’a 5-1 gibi ezici bir
skorla mağlup olunmuş. Futbolun doğasında her sonuç var diyebilirsiniz; ama
bahis sitelerindeki oranlar ile bu skorların örtüşme biçimi, tribündeki en saf
taraftarın bile kafasını karıştıracak cinsten.
Özellikle kupadaki 6-2’lik, 5-0’lık yenilgiler ve ligdeki bu
"uçan kaçan" skorlar, bahis piyasalarında iştah kabartan cinsten
hareketler. Futbol dünyasında sular durulmuyor; hatırlayın, daha yakın zamanda
Türkiye’de patlak veren şike soruşturmalarında pek çok kulüp ve isim mercek
altına alınmıştı. Aliağa FK ve kulüple temaslı bazı figürlerin bu tür
iddiaların yanı sıra İBB soruşturması bağlantılı bir takım akçeli işlerde
kıyısından köşesinden geçiyor olması, tesadüfle açıklanamayacak kadar ağır bir
yük.
***
Meseleyi biraz köküne indirelim. Serkan Acar Belediye
Başkanı seçildiğinde, kentin tarihine mal olmuş yeşil-beyazlı Aliağaspor’a
destek vermek yerine neden sıfırdan sarı-siyahlı bir Aliağa FK kurmayı tercih
etti? O dönem yapılan "eski borçlar, CAS davaları" savunması bugün ne
kadar geçerli?
Yeşil-beyazlı o şanlı maziyi bir kenara itip, kulübü tamamen
belediye kontrolünde ve "şirketleşmiş" bir yapıya büründürmek, acaba
denetimden kaçmak için miydi? Bugün mevcut kulübün idari yapısına baktığımızda;
yöneticiler, menajerlik ilişkileri ve bu yapının içindeki sermaye sahiplerinin
yasa dışı bahis ya da kara para aklama gibi kirli işlerde bu kulübü bir
"enstrüman" olarak kullanıp kullanmadığı sorusu Aliağa sokaklarında
fısıldanıyor.
***
Şu anki yönetim şemasına bakıldığında, Aliağa FK’nın bir
spor kulübünden ziyade, kapalı devre bir ticari organizasyon gibi yönetildiği
ortada. Menajerlerin cirit attığı, oyuncu sirkülasyonunun bu kadar yoğun olduğu
ve alınan skorların bahis oranlarıyla dans ettiği bir yerde, spordan bahsetmek
imkansızlaşır.
Eski Aliağaspor’un o samimi, halka dokunan yapısı yıkılıp
yerine bu "sarı-siyah" düzen inşa edilirken; bu hamlenin arkasında
sadece futbol sevdası mı vardı, yoksa uluslararası bahis baronlarının ve
finansal manipülasyon meraklılarının iştahını kabartan bir "temizlik"
operasyonu mu yatıyordu?
***
Aliağa FK’nın maç sonu istatistikleri ve bahis piyasasındaki
hareketleri artık "teknik analiz" ile açıklanamayacak bir noktaya
evrilmiş durumda. Adanaspor’a 8 atan takımın, evinde 5 yemesini "futbolun
cilvesi" diye yutturamazsınız. Buradan soruyorum: Aliağa FK, Aliağa
halkının gururu mu olacak, yoksa birilerinin "kasa"sı mı? Şeffaflık
gelmedikçe, bu sarı-siyahlı karanlık daha çok soru üretecektir.
***
Kimseyi peşinen suçlamak doğru değil.
Ama hiçbir şeyi sorgulamadan kabul etmek de gazetecilik değil.
Aliağa küçük bir yer olabilir. Ama futbolun kirli yüzü her zaman sadece büyük şehirlerde ortaya çıkmaz.
Ve bazen en net cevaplar, en basit sorularda gizlidir:
Bu kadar “olağandışı” görünen bir tablo gerçekten sadece futbol mudur?
***
Unutmayın; sahada kazanılan/kaybedilen maçlar unutulur ama kulüp
tarihine çamur bulaştıran o kirli eller, hep hatırlanır!










