YAZIKLAR OLSUN!
Büşra Bütün
busrabutun18@gmail.com

YAZIKLAR OLSUN!

17 Şubat 2023 Cuma 17:49 makaleler

 Bana çaresizliğin resmini çizebilir misiniz?

Bir insan çok şey söylemek isterken hiçbir şey konuşamaz mı?

Çok şey yapması gerekirken eli kolu bağlanır mı?

Oluyor işte…

Yaptığımız yardımlar da eksik kalıyor, ettiğimiz dualar da! Dahası ne biliyor musunuz? Göz göre göre gelen ölüme karşı hiçbir şey yapamamak…

Nasıl hissediyorsun sorusuna verilecek en güzel yanıt şüphesiz ki; “çaresiz, bitap ve öfkeli…” oluyor.

Öfkeliyim evet, gencecik insanların ölümünü çaresizce izledikçe.

Öfkeliyim evet, anasız babasız kalan bebekleri gördükçe.

Öfkeliyim evet, yeni binaların tuzla buz olduğuna şahit oldukça.

Öfkeliyim evet, can pazarına dönen onca ildeki binaları yapan müteahhitlere, mühendislere, onay verenlere, imar affına, kaçak katlara ve verilmemesi gereken izinlere…

Öyle öfkeliyim ki; bir yandan yaşanan bu felaketten etkilenen milyonlarca insana üzülürken bir yandan da olası Marmara depremi korkusuyla aynı şeyi yaşayacak olma ihtimalimize…

Ne yazık ki korkuyoruz. İnşaat bilgisi sıfır olan “ben” bile bugün otoparkıma inip oturduğum binanın kolonlarını kontrol etme ihtiyacı hissediyorsam yazıklar olsun bu güvensizliğe, yazıklar olsun bu doyumsuzluğa!

Gerçek şu ki; deprem değil, bina öldürür. O binayı yapan insanlar öldürür, ihmal öldürür, sorumsuzluk öldürür, açgözlülük öldürür.

Yıkılmayan bina aynı şiddetle sallansa da yıkılmıyor işte, bizzat görmedik mi?

Günlerdir yemek yiyemiyoruz, uyuyamıyoruz hatta ailemizle sohbet ederken bile utanıyoruz. Ailesini kaybedenlerden ve onca yaşanan felaketten…

Yitip giden her can için yüreğimiz paramparça olurken bir yandan da ülkemizdeki deprem gerçeğiyle yeniden ve yeniden yüz yüze geliyoruz. Haberleri izlerken gözyaşlarımıza hakim olamıyoruz, enkaz altından bir can kurtulunca seviniyoruz ama “ya benim de başıma gelirse?” korkusuyla hop oturup hop kalkıyoruz.

“Önleminizi alın, Marmara depremi yaklaşıyor.” diye naralar atan insanlar ise korkuyla yaşamaya çalışan bunca insanı nasıl da kör kuyulara sürüklüyor, farkında mısınız?

İki büyük depremin vurduğu hatta tabir-i caizse ezip geçtiği 10 ildeki felakete şahit oldukça nasıl kahroluyorsak, işte gelecek olası depremleri bağıra bağıra dile getiren çığırtkanların söylediklerine de kulaklarımızı kapatamıyoruz. Peki sorarım size; Maraş’ta, Hatay’da, Antep’de ve diğer illerimizde yaşayan onca insanın deprem çantaları olsaydı sağ kalabilirler miydi? Altında kaldıkları betondan o çanta sayesinde mi kurtulacaklardı? Ben vereyim cevabını…

Eğer o çantada vinç veya iş makinesi yoksa tabii ki hayır!

Yapı denetimi, mühendisler, müteahhitler, sorumlu olan tüm yetkililer işini para uğruna satıp insan canını hiçe saydığı sürece maalesef ki memleketim bu tarz sahnelere daha çok şahit olacaktır.

1999 depreminin korkusunu hala üzerinden atamamış milletime daha da büyük bir darbe vuran Maraş depremi bize gösteriyor ki; yıllar hiçbir şeyi değiştirememiş! Rant uğruna, para uğruna canlar hiçe sayılmış.

Şimdi sanıyor musunuz ki, aradan birkaç ay geçince tüm bu yaşananlar hatırlanacak veya sıcaklığını korumaya devam edecek? Açgözlüler o binaları yeniden yapacak, hem de aynı şekilde! Ateş her zaman düştüğü yeri yakıyor maalesef. Biz tek yürek, tek millet olsak bile evladını kaybeden bir annenin yerine kendimizi her zaman koyamıyoruz. O annenin feryatları kaç gün daha duyulmaya devam edecek dersiniz? Kaç gün teselli edip yanlarında olabileceksiniz? Ne zaman empati yeteneğiyle onların acısını hissedebileceksiniz?

Çok net; aynı acıyı yaşayana dek olayların ciddiyeti ve vehameti hep içimizde kalacak.

Umutlu davranıp “bugünler tekrar yaşanmasın, hiçbir aile yok olmasın, anneler evlatlarını hep sarabilsin, çocuklar anne ve babasını yitirmesin, zorla sahip olduğumuz üç kuruş malımız heba olmasın ve en önemlisi o korku bir daha yaşanmasın” diye dualar ediyoruz ama korkarım ki; insanların gözleri doymadıkça rant uğruna feda olan hep bizler olacağız.

Sen, ben, hepimiz…

Allah bizleri depremden değil de çürük bina yapan şerefsizlerden korusun.

Ülkemin başı sağolsun.