17 Eylül 2021 , Cuma
SESSİZLERİN SESİ, GERÇEĞİN GAZETESİ

DİSTOPYA

30 Temmuz 2021



Esra Akgün

Sizlere bu hafta Fihrist Kitaptan farklı ve özel bir konuya sahip harika bir kitap ile geldim.
Kitabımızın Adı; Distopya!
Yazarımız; Alparslan Bozkurt.
Son zamanlar da çokça kullanılan bir kelime ‘Distopya’.
İlk defa John Stuar Mill taradından kullanılan distopya, gelecekte olabilecek olumsuz toplumları tanımlamak için kullanılır. Olumsuz bir geleceği, kötü bir hayatı ifade etmek için kullanılır.
Ben kelime anlamını her ne kadar tek satıra sığdırmış olsam da yazarımız 125 sayfa kitabı içerisinde distopya kelimesinin içeriğini o kadar güzel; anlaşılır, yalın bir dille bize sunuyor ki her satırı okuduktan sonra uzunca bir zaman düşünüyorsunuz.
Her kelime bir hazine niteliğinde!
Her cümlenin onlarca satıra sığacak özel ve düşündüren anlamları var.
Hayat dersi gibi…
Kitabımızda hem anlatıcı hem de kendine ait sıradan bir hayatı olan bir adam var.
Adı bile yok ama her kelimesi ile hem bize şimdiki zamanı gösteriyor hem de gelecek kaygısı yaşatıyor.
Bu adam, her gün sabah aynı saate kalkıp aynı şeyleri yapıyor.
Her gün aynı gazeteleri alıp kahvaltı eşliğinde benzer haberleri bıkmadan, usanmadan okuyor.
Çok yalnız!
Yalnızlığı kimsesizlikten değil!
Etrafında ki hayatların her geçen gün modern dünyaya ayak uydurup her birinin kendi hikâyelerinin peşlerinden koşmaları…
Bizim kahramanımızın kendine göre bir hikâyesi yok, o çok sıradan ama hep bir hikâyesi olmasını istiyor.
Devasalar binaları sevmiyor, insanlık adına atılan adımların nasıl insanın aleyhine kullanıldığını çok iyi görebiliyor.
Kanal projesi ile insanlığın başına gelecekleri önceden kestirip, kuşların artık neden şehirler de uçmadığını çok iyi biliyor.
Yalnız, sessiz, kendi halinde bir adamın etrafında olup biten her şeye şahit olup hiçbir şey yapamamasını anlatıyor kitabımız.
Bunlar; yaşanan cinayetler, kavgalar, şiddet ve daha nicesi…
Aslında her gün bakıp da göremediğimiz ya da görmek istemediğimiz şeyler.
“Neden mi?”
Çünkü “biz düzene ayak uydurduk!”
Kitabımız, kendi kabuğuna çekilmiş bir kişinin gözünden bize her şeyi, tek tek gösteriyor!
Birde arka kapak yazısına bakalım neler söylemiş yazarımız;
“Her şey, insana rağmen iyiden iyiye dilsizleşti. İnsanın bellek ve unutma üzerine kurulu tüm hikâyesi toplu bir intiharla ortadan kalksa da yeryüzü kendini yaşayabilse yeniden. İnsanın varlığı, varlığın sefaletiydi.”

“Yaşamın sizden daha büyük, üst bir anlatıya sahip olduğunu anladığınız anda, değişmez bir sabitiniz oluyordu. O zaman duyabiliyordunuz dünyanın sesini ya da sessizliğini. Ancak kimse bununla ilgilenmiyordu. Günün sonunda bir türlü dönülemeyen köşelerin hikâyesi, çoğunluğun değişmeyen bir üst anlatısı olarak zamana hükmediyordu.”

“Kentin benim de içinde bulunduğum bazı bölümlerinde elektrik kesintisi sürüyor…”

İstanbul’un yakın geleceğinde bir “kapanma” hikâyesi.

Dünyanın ve insanlığın hızından ödün vermeden ilerlediği, uzay çağının tüm ihtişamıyla aşamalar kaydettiği bir zaman dilimindeyiz ve bu hikâye İstanbul’un “kanal” ile yarılması sonrası var olan eşitsizliklerin artmasının ve insanların müthiş bir sessizlikle içe kapanmasının hikâyesi.

Küçük ölçekte ise bu hikâye, yalnızlığında boğulmuş, dış dünyada suç ve aşırılıkların artmasının kıskacında kendi içine kapanmış ve bu kapanda kısılmış bir adamın hikâyesi.
Arka kapak yazısında bu şekilde kitabı anlatmış Alparslan Bozkurt.
Alparslan Bey, emeğinize yüreğinize sağlık!
Kaleminizle tanışmak benim için çok keyifliydi. Dolu dolu bir kitap sunmuşsunuz bizlere.
Herkese okumasını tavsiye ederim.

WhatsApp
Telegram

Yazarın Tüm Yazıları
BEDENSİZLER9 Ağustos 2021
DİSTOPYA30 Temmuz 2021
YALNIZIM ÇÜNKÜ SEN VARSIN17 Temmuz 2021
Aşk Yanılgısı25 Haziran 2021
CAMDAKİ KIZ4 Haziran 2021
"Uyu, şimdi uyuma vakti!"14 Mayıs 2021
"Güç Mevsimi" ve "İntikam Mevsimi"3 Mayıs 2021