12 Mayıs 2021 , Çarşamba
SESSİZLERİN SESİ, GERÇEĞİN GAZETESİ

SÖZÜM ÜLKESİNİ LAFTA SEVENLERE!

16 Nisan 2021



Şebnem Sema Tuncel

Taşına toprağına kurban; bayrağına kurban, havasına suyuna canım feda demekle olmuyor, yetmiyor ne yazık ki…

En tepeden başlayıp her katmana kadar halkla aynı dili konuşarak, konuşulanlarda samimi olunduğunu ispatlayarak hoşgörü, saygı ve sevgi ile örülmüş basiretli, bilgili, adaletli, uygar bir toplum yaratarak olur ancak…

Haşmet Babaoğlu’nun bir yazısında dediği gibi: “Nasıl severiz bu ülkeyi?
İnsan içi dışı kırgınlık, umutsuzluk ve nefrete bulanmışken nasıl sevebilir ülkesini?
Barış hep geleceğe erteleniyorsa…
Adalet gelmiyorsa…
Kahramanlık söylevleri yeter mi hiç sevmeye? “

Gerçekten de durup düşünmek lazım değil mi?

Ülkeyi sevmek; yalnızca havasına suyuna, taşına toprağına can feda olsun demekle olmuyor! O ülkenin deresini, denizini, yeşilini, ormanını, ağacını, hayvanını, insanını, sanatçısını, kadınını, çocuğunu sevmekle oluyor…

“Ülke insanını sevmek; Önüne gelene bağırıp çağırmakla, parmak sallamakla, ültimatom yağdırmakla, hedef göstermekle olmuyor. Net, anlaşılır, tutarlı, mantıklı açıklamalarla, ülke ağır ateş altındayken ateşini düşürmekle oluyor…”

Ülkeyi sevmek demek, bu topraklar üzerinde yaşayan vatandaşları farklı dinî düşünce, farklı din, mezhep, farklı dil ve lehçede olmalarını, kutuplaştırmaya çalışmadan, sadece kültürel bir zenginlik olarak görmek demektir. Tüm bu renk cümbüşünü sadece güzel bir ahenk olarak değerlendirip ayrılık ve ayrımcılık nedeni olarak görmeden, ötekileştirme, nefret tohumları ekmeden herkesi adalet ve demokrasi ile kucaklamak demektir. Benim gibi düşünmüyorsan vatan hainisin dememektir.  Sünni-Alevi… “Affedersiniz Ermeni, affedersiniz Kürt, affedersiniz kadın, affedersiniz eşcinsel”… gibi ayrımları kışkırtarak kin, öfke ve nefreti körükleyerek onulmaz yaralar açmamak demektir..
Ülkeyi sevmek demek, güce tapıp haksız bile olsa güçlüden yana olmak mı  demektir?

İşçisi, köylüsü, memuru, esnafı yokluk ve yoksullukla  savaşırken, yalakalık ve  yandaşlık yapıp  sistemden  yolunu  bulmak  mı  demektir?

“Sırça köşklerde oturanlarla mücadele edeceğim. “ diyerek vatandaşın oyunu alıp  bir çok yandaşını sırça  köşklere  oturtmak mı demektir?

Ülkesini sevmek; Elmasın, pırlantanın, mücevherin vergisi sıfırken gazete, kitap, dergi, kırtasiye ve okul malzemelerinde KDV oranını yüzde 18’e çıkarmakla olmuyor. Böylelikle, temel ihtiyaç listesinin 235. sırasında kendisine ancak yer bulabilen kitabın okunmadığı ülkemizde de ülkesini sevmek yerine karın tokluğuna haklarından habersiz köle gibi yaşayıp, öldükten sonra cennete gideceğini sanan cahil yobazlar doluyor…

Bir ülkeyi sevmek demek, bu topraklarda geçirdiğin güzel ve iyi günleri sevmek demek değildir. İyi günde ve kötü günde burada olmak, vatanın yanında kalmak demektir

Ne pahasına olursa olsun bu ülkeyi sevmek, kanla, şiddetle bizi ayrıştıranlara rağmen sevmek demektir. Bir arada yaşama irademizi aşındıran uğursuzlara rağmen, çocuklarımıza vaat ettiğimiz güzel yarınlar için tereddütsüz ve hiç bitmemecesine sevmek demektir.

Her gün beş vakit Cumhuriyet ilkelerine, Atatürk’e küfür edilmesine göz yumulmasına, demokrasinin, bir amaç değil sadece bir araç olarak görülmesine; kindar ve dindar olma gereği “Allahuekber” diyerek can alma hakkını kendinde görenlerin çoğalmasına, adaletsizlik, hukuksuzluk ve uygar yaşamın yok oluşuna kesinlikle DUR demektir….

“Susmamak” demektir!
Ülkenizi sevmek zorlaştığında, yapmamız gereken ülkeyi daha çok sevmek için nedenler bulup onları çoğaltmak, yaymaktır…
Yapmamız gereken ilk şey, sevilecek ülkeyi yeniden yaratabilmek için daha çok çalışmak,  çalışmak, çalışmaktır…

Asla ve asla vazgeçmemektir…

Hepimize kolay gelsin…

WhatsApp
Telegram