20 Nisan 2021 , Salı
SESSİZLERİN SESİ, GERÇEĞİN GAZETESİ

NORMALLEŞMELİ MİYİZ?

1 Mart 2021



Halil İbrahim Bircan

1 yıldır  dünyanın ve ülkemizin yaşadığı pandemi nedeniyle artık toplum olarak çok sıkıldık.. Dünya daki gelişmiş ülkelerin hükümetlerine baktığımızda, vatandaşlarının sıkıntı yaşamaması için azami önlemlerini almak için mücadele ediyorlar.. Çünkü, adalet ve demokrasinin tam anlamıyla yerleştiği ülkelerde, halk seçtiği yöneticilerini denetleme görevini hakkıyla yerine getiriyor. Kuvvetler ayrılığı tam anlamıyla yerleştiği için, o ülkelerin vatandaşları, ülkelerinin iyiliği, çocuklarının geleceği için hem kendileri çalışıyor ,hem de yöneticilerinin çalışmasını sağlıyor.. Yani halk ülkesi için, yöneticiler de halk için çalışıyor.. Kısaca her alanda üretim yapılıyor.. Kimse kendi menfaatleri için günü kurtarmaya çalışmıyor.. Buna rağmen bazı ülkelere baktığımızda, halk yöneticilerini protesto eylemleri yapıyor..
Bizdeki sistem de ise; halk yöneticilerini sorgulamadığı ve takım tutar gibi parti tuttuğu için ağır vergi yükü altında eziliyor, hayat pahalılığından şikayet ediyoruz. Sistem halktan yana değil, yönetenlerden yana işliyor. Tıpkı Ortadoğu ülkelerinde olduğu gibi..
Zaman zaman yasalar çerçevesinde, kırıp dökmeden ve bazı kesimlerin istismar etmelerine fırsat vermeden haklarımızı aramalıyız diye düşünüyorum.. Bunu yapmak içinde, birlikte hareket etmeliyiz..
Anayasa’nın 34. Maddesinin birinci fıkrasında, “herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.” denilmek suretiyle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlenmesinin izin alma koşuluna bağlanamayacağı açıkça ifade edilmiştir.
Son 1 yıldır kapalı olan, kahvehane ,lokanta, cafe-bar, düğün salonları, sinema ve tiyatrolar v.b işletme sahipleri perişan durumdalar.. Bu işletmelerin bağlı olduğu ve aidat ödedikleri odalar ise sadece seyrediyorlar.. Oysa üyelerinin hak ve menfaatlerini savunmak, mağduriyetlerine bir çözüm yolu aramak, oda başkanları ve bağlı oldukları federasyonların görevidir..
İşçiler servislere doldurulup, fabrikalarda üç vardiya halinde çalıştırılırken, 100-200 kişilik yemekhanelerde birlikte yemek yerken, hES kodu ile AVM lere; diğer kurum ve kuruluşlara girilebilirken, az önce yukarı da saydığımız işletmelere girince mi bu virüs yayılıyor?
Halkın gözü önünde, binlerce kişiyle kapalı salonlarda siyasi parti kongreleri yapılırken bu virüs bulaşmıyor da, deniz kenarlarında açık hava da insanlar yürürken mi bulaşıyor?
Dünya da ve ülkemiz de bir virüs salgını var mı ,var.. Önlem alınması gerekiyor mu, evet gerekiyor.. Halk olarak alınan tedbirlere uymalı mıyız evet uymalıyız.. O halde önce önlemi alanlar önce kendileri aldıklara önlemlere uymalıdırlar ki, halka örnek olsunlar.. O zaman diyebilelim ki, hepimiz eşitiz.. Yoksa bu virüs sadece halka bulaşıyor da, yöneticilerimize bulaşmıyor mu? Atalarımız  boşuna dememişler ”balık baştan kokar” diye..
Esnaflarımızın ve çalışanlarımızın mağduriyetlerinin sona ermesi için yönetenlerimizin gereken adımları ivedilikle atması gerekmektedir.
Ülke olarak bu illetten bir an önce kurtularak, eski özlediğimiz günlere dönebilmemiz için de halk ve karar alıcılar olarak , alınan önlemlere sıkı sıkıya uymamız gerekmektedir..

Saygılarımla…

WhatsApp
Telegram

Yazarın Tüm Yazıları
NORMALLEŞMELİ MİYİZ?1 Mart 2021
ÇANDARLI DA KIŞ21 Ocak 2021
DELİKTAŞ' TA ADİL KARAR...23 Ekim 2020
BİR YAZ DAHA BİTTİ18 Eylül 2020
SUSUZ ÇANDARLI9 Temmuz 2020
ÇANDARLI'DA YAZ SEZONU5 Haziran 2020
YAZ SEZONU ve ÇANDARLI17 Mayıs 2020
PANDEMİ ve BİZ..25 Nisan 2020