12 Mayıs 2021 , Çarşamba
SESSİZLERİN SESİ, GERÇEĞİN GAZETESİ

Kazanmak mı, kaybetmemek mi?..

16 Kasım 2020



Bülent Pınarbaşı

Görevden almalar, atamalar ve istifalarla dolu, yoğun bir hafta geçirdik.

Kendi içimize o kadar döndük ki, Amerika seçimi, can kardeşimiz Azerbaycan’ın zaferi gölgede kaldı.

Maske-mesafe-hijyen kurallarına riayet eden damat, ‘sağlık sorunları’ gerekçesiyle istifasını kayınpederine elden vermek yerine sosyal medya üzerinden ‘affını’ talep edince, ekonomiden pandemiye, spordan siyasete her şeyi bilen tv yorumcuları ve analistler erken seçimi konuşup tartışmaya başladı.

Herkes konuşmaya başladı da, ne değişecek, onu bilen de diyen de yok…

***

Şartları ve koşulları değiştirmeden “Aynı şeyleri tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemek deliliktir” demiş Einstein.

Mevcut iktidar zaten halk daha iyi bir alternatif bulamadığı için yönetimde.  An itibariyle, iktidara en yakın parti olarak ana muhalefet koltuğunu işgal eden CHP’ye baktığımızda, maalesef değil bugün-yarın, her gün seçim olsa başarı sağlayamayacak gibi duruyor.

Çünküü deyip sıralayalım mı gerekçelerimizi?..

***

Şöyle bir baktığımızda, ‘tek adam’ rejiminden şikayet eden, hatta ve hatta buna yüksek perdeden isyan eden CHP aynı sistemi benimsemiş durumda. Ak Parti’deki görevden almalara, atamalara, tek merkezden belirlenen milletvekili listelerine bıyık altından gülen partililer artık gülemiyor. İzmir İl Başkanlığı seçiminde delegelerin nasıl kafa kola alındığını, diğer adaylara verilen imzaların nasıl geri çektirildiğini hepimiz hatırlıyoruz. Onu bırakın, Genel Kurul’da Kılıçdaroğlu’nun karşısına aday çıkmaya kimse cesaret edemedi. Zaten kendi belirlediği delegelerle gireceği seçimde dahi karşısına aday çıkmaması için her türlü önlemi aldı sayın Kılıçdaroğlu. Salonda birilerinin talimatla el kaldırıp indirmesi, mecburen oy vermesi bir yapıyı yeteri kadar “demokrat” yapamıyor ne yazık ki.

Parti içinde “gençlerin önünü açın” diye nutuk çekenler, kendilerini hariç tuttuklarını söylemeyi unuttular hep. Çarşaf listeden öcü gibi korkanlar, blok listelerle yıllardır ağalıklarını, beyliklerini sürdürüyor ve “demokrat CHP”de kimsenin gıkı çıkmıyor. Kendi üyesine, kendi delegesinin seçimine güvenmeyen ve “siz bilmezsiniz, benim belirlediklerime oy verin” diyen bir zihniyetten nasıl bir gelişim ve değişim beklenebilir ki? Bu sistemle gençlere sıra ancak saçlarına aklar düşmeye başladığında geliyor. Ha Ak Parti’nin ‘akil adamlar’ı ha CHP’nin kemik kadrosu…

İkincisi;

“Hak, hukuk, adalet” diye yollar arşınlanmasına rağmen bu terimlerin esamisi okunmuyor parti içinde. Disiplin kurulları ‘parti içi muhalefet’ yapanlara karşı Demokles’in kılıcı gibi işliyor maşallah. Parti disiplinine uymadığı için görevden alınan, daha sonra seçimle yeniden İl Başkanı olan Gaziantep İl Başkanı Hayri Sucu ve 9 ilçe başkanının yönetim kurulları ile birlikte toplu halde görevden alınmasının üzerinden daha ay geçmedi. Gel de bu ortamda Ak Parti’yi eleştir, biat kültürüne vurgu yap!..

Falanca bakanın oğlu şunu yapmış, filanca yandaşa şu ihale verilmiş de diyemezsiniz. Çünkü çantasıyla dolaşıp kendi belediyelerinin asansör ihalesini kapanlardan tutun da hazine arazisi kapatmak için diğer partilerden yüksek mevkideki çıkar yoldaşları ile işbirliği yapmaktan çekinmeyen zevat mebzul miktarda var. Seçimlerde belediye başkanı olmak isteyenler de bu simsarların tedrisatından geçmek zorunda kaldı ki bunların en bariz örnekleri medyada da çokça konu edildi. “Treni kaçırmak istemeyenler” bu lokomotiflere bir ucundan tutundu mecburen. Şimdi bunu nasıl savunursunuz, nasıl karşı çıkarsınız iktidarın yolsuzluk iddialarına?..

***

Daha önce Ekmeleddin İhsanoğlu’nu destekleyerek Ak Parti’ye benzeşmenin darbesini yemişti CHP ama akıllanmamış demek ki, indirmeye çalıştığı iktidarın eleştirdiği yönlerini kendine örnek almaya, içinde bu unsurları barındırmaya devam ediyor.

Hatta o kadar benziyor ki; Ak Parti’nin içinden Gelecek ve Deva’nın çıkmasını kıskanan CHP şimdi Muharrem İnce ve Mustafa Sarıgül gibi alternatiflerle bu eksikliği de gidermeye çalışıyor.

Aslı varken kopyasının tercih edileceğine dair hala umut taşıyor.

***

Anlaşılan o ki; CHP’nin derdi seçim kazanmak değil, mevcut konumunu kaybetmemek.

Yoksa niye uzaklaşsın partinin kurucu değerlerinden, temel ilkelerinden?..

(Yankı Gazetesi, sayı 7)

WhatsApp
Telegram



X