3 Aralık 2020 , Perşembe
SESSİZLERİN SESİ, GERÇEĞİN GAZETESİ

NE ŞİŞ YANSIN NE KEBAP!

21 Ekim 2020



Şebnem Sema Tuncel

“Ne şiş yansın ne kebap” diyen bir muhalefet sayesinde bu hallere düştük!

Bu cümleyi son günlerde ne sık duyar olduk, değil mi?

Haksız da değiller! Neymiş efendim; “İki taraf da korunsun, gücendirilmesin, ikisinin de zarar görmeyeceği bir yol bulunsun” ama olmuyor! Olmaz!

Her iki tarafı, yani hem Millet İttifakını hem de Cumhur İttifakını küstürmeden ortayı bulma çabasında olanların karşında eşit duyarlılıkta, eşit kültür, bilgi ve öngörüde, eğitimde ve demokrasi anlayışında kişiler varsa bu yaklaşım doğru olabilir ama arada dağlar, uçurumlar kadar fark varken bunun adına sadece “ne şiş yansın ne kebap” yaklaşımı denir…

Evet, belki insan doğasında ikilemde kalındığında her durumdan zarar görmeden, hatta karlı çıkmayı hedefleyenler olacaktır. Yapılan anketlere göre, ortaya çıkan en çapıcı tespit: “İktidar oy kaybediyor. Ama muhalefet de kaybediyor. Kararsızların sayısı ise giderek artıyor.”

Bu durumda da, Türkiye seçmeninin neredeyse üçte biri kararsızlar grubundaysa ne şiş yansın ne kebap anlayışının hiçbir işe yaramayacağı, hatta zarar vereceği ortadadır.

Bu tür yaklaşımlar zaman zaman uzlaşmacı bir yaklaşım olarak görünse de, çoğu kez kaçak güreşmek gibi bir etki bırakır insanlar üzerinde.

Aman kimseyle aram açılmasın, hiçbir tarafı küstürmeyeyim, ürkütmeyeyim, bir anlamda suya sabuna dokunmadan, aralarda/ortalarda dolaşarak muhalefet yapılır mı?

Hele hele haklıyken, halk yaşananlardan dolayı bitap ve öfkeliyken, kendine ses olacak bir muhalefete dört elle sarılmaya hazırken bu suskunluk neden?

Peki, bunca olanlardan sonra buna ne şiş yansın, ne kebap, ya da çevir kazı yanmasın denmez mi sizce?

Tüm muhalefet seçmeni biliyor ki, muhalefet kendisi silkelemeden, iktidarı silkeleyemez! Muhalefet grupları sadece iktidarların uygulamalarını eleştirerek büyüyemezler!

Ne yazık ki, bakıyoruz muhalefet iktidarı denetlemek bir yana eleştirme imkânına dahi sahip değil gibi bir görünümde kendi seçmenini hayal kırıklığına uğratmayı sürdürüyor. Ama şunu bilmek yetmiyor, hep akılda tutulmalı ve hatırlanmalı ki “Demokrasiyi getirenler onu denetleme yeteneklerini kaybettiklerinde tutsak düşerler”.

Halk, özellikle de ortadaki kararsız seçmen bilmek, duymak istiyor: Ne yapacaksınız? Önerileriniz ne? Planlarınız, projeleriniz ne?

Biz insanca yaşamak istiyoruz, bunu bize verebilecek misiniz? Nasıl?

 

O halde, Muhalefet, iktidarın yapamadıklarını ya da kandırılmalarının listesini anlatmak yerine,  kendi yapacaklarını bıkmadan usanmadan kararlı  bir dille anlatmalı, ne şiş yansın ne kebap tavrından vaz geçip, yerini “meydan okuyana, meydan okumaya hazırız” karalılığını göstermeli!

 

Muhalefet grupları, milyonluk seçmen gücünün, üyelerinin karalılığının farkına varıp, önce kendi seçmenine sonra da bütün seçmenlere “bu iktidar gidiyor, biz geliyoruz” dedirtebilmeli!

Özetle kendi düşüncemi belirtmek isterim ki, ben artık iktidara muhalefete kızdığımdan daha az kızar oldum! Çünkü Türkiye’de temel sorun iktidar değil etkili olamayan muhalefet, hatta muhalefetsizliktir.

Muhalefet seçmeni hazır, muhalefetin silkelenmesini bekliyor!

Ve soruyor, “Hani neredesiniz?”

 

WhatsApp
Telegram