3 Aralık 2020 , Perşembe
SESSİZLERİN SESİ, GERÇEĞİN GAZETESİ

PAMUK HELVA yıllarımıza ne yaptılar?

19 Ekim 2020



Şebnem Sema Tuncel

Saatlerdir boş boş oturup, düşünüyorum…

İtiraf etmeliyim ki soğudum çok şeyden, başta kendi inançlarımdan soğudum. Güvenim sarsıldı yaşama. İnsanlardan soğudum, cahillerden, beynini kullanamayan güruhlardan, kendine saygısı hiç olmayan (aslında öze saygıyı hiç bilmeyen) insancıklardan soğudum –buz gibi.

Bu nedenle de moral olsun diye bu yazının adını PAMUK HELVA koydum.

“Pamuk Helva”.  Hemencecik ağızda eriyip biten çocukluğumun tadı!

Hani herkesin “Bir bakmışsın masal içindeyiz/Bir bakmışsın dünya pamuk şeker.” dediği günlerin tadı…

Sonra düşüncelerime geri döndüm… Hata benim. Demokrasi benim neyime. Adil olmaya çalışmak, adalet beklemek benim neyime. Eşitlik benim neyime. Yetişkinlerin kendi sorunlarını kendilerinin çözebileceğine olan inancım, takdirim ve saygım neyime… Herkesin daha iyi bir yaşam için neler yapması gerektiğini bilecek kadar bilinçli bir toplum olduğumuza inanma lüksü benim neyime!

Azarla çocuklar gibi herkesi,  göster sopa, salla parmak, sonra geç dostluktan, saygıdan, sevgiden, hak hukuk adaletten bahset…  Üzüleceğine, üz… Yapsana sersem kadın, yapsana sen de birileri gibi…

Yasakla, as, kes, kır, dök, estir!

Zaman terör devri!

Ruhumda bile terör var kaç gündür. Acıyor yüreğim, delik deşik olmuş inançlarım. Güvendiğim her şey karlar altında. Üşüyorum. Donuyorum. Susuyorum. Bilinçli herkes gibi.

Ah! Ama olmuyor.

Yine tutamıyorum dilimi! Konuşuyorum, yazıyorum, çiziyorum, boyuyorum yaşamı olması gerektiği gibi!

İnsana uygun, insanca yaşama layık resimler dile geliyor sözcüklerimde…

Pamuk helva tadı bırakan güzel, neşeli, dürüst, sevecen, erdemli insanlar geliyor aklıma…

Pamuk helva yıllarımda mı kaldı hepsi, günümüzde de çoklar mı? Bilmiyorum.

Hani kendimizden farklı gördüğümüz insanlarla aynı olduğumuzu, farklılığımızın düşüncelerimizden ibaret olduğunu da görebildiğimiz, beklentisiz sevmeden başka bir şey bilmediğimiz, öğrendikçe de mutlu olduğumuz günlerde mi kaldılar?

Ya günümüzde? İnsanoğlu maddeye sahip oldukça böbürleniyor, gururlanıyor. Kendini bir şey sanıp, bir yerlere koyamıyor, ‘ben yaptım’ diyor. Bilmiyor ki bu kibir ve tepeden bakmanın onun felaketi olacağını, maddeye olan bu tapınmanın gerçek insan sevgisi olmadığını; nefsinin hayvani istekleri olduğunu fark etmiyor mu?

Ben biliyorum da ne oluyor?

Anlatabiliyor muyum, gösterebiliyor muyum insanlara?

Yetebiliyor muyum kadın cinayetlerini, çocuk tecavüzlerini engellemeye?

Ne gezer! Şunu biliyorum ki ben hiç vazgeçmem çabamdan!

Elimde değil çünkü başka bir yol bilmem.

Boş verin, kimin umurunda; adı belli, pamuk helva…

Pembe, yumuşak, umut ve sevinç hissi veren, gözleri parlatan çocukluk düşü…

Bende daha çok var, bende tükenmez…

Verecek daha binlerce çiçeğim, yüzbinlerce umudum var dostluk adına, insanlık adına.

Çünkü, ben buyum, ben böyleyim.

Yine de terk edemiyorum—terk edemem insana olan saygımı, sevgimi, “bu insanlar da bir gün mutlaka gerçeği fark edecekler” diye direndiğim inancımı …

Herkese rağmen, kendime rağmen!

Sevgi adına…

Hak, hukuk adalet adına…

WhatsApp
Telegram