3 Aralık 2020 , Perşembe
SESSİZLERİN SESİ, GERÇEĞİN GAZETESİ

İNSAN ÜLKESİNİN YANSIMASIDIR

5 Ekim 2020



Şebnem Sema Tuncel

Doğru mu acaba?
Bence doğru…
Bakıyoruz insanlara ne verdikleri sözleri hatırlıyorlar, ne mahcup olmaktan utanıyorlar, ne kalp kırmaktan üzüntü duyuyorlar. Duygusuz, hoyrat ve “ben yaparım olur biter” havasında tıpkı ülkenin aynadaki kara yansımasının ta kendisi oluyorlar!
Neden böyle oldu insan ilişkileri diye sormak bile gereksiz ama yine de merak etmeden duramıyor insan.
Bu kadar kolay adapte olunabilir mi kötülüklere?
Nerede kaldı eskiden beri edindiğimiz, bize öğretilen, içinde yaşadığımız değerlere?
Özellikle yaşı 50-60 civarında olanlar için bu daha da büyük bir travma!
Biz böyle değildik, nasıl böyle olduk?
Kaliteli, dürüst, sözünde duran, güvenilir, şefkatli, hatır bilir, hak yemeyen, emek veren insan olabilmek için uğraştık yaşam boyu.
İlkokul, ortaokul, lise, üniversite öğrenimlerinin hepsinde bilim kadar bu maneviyat ile yaşamadık mı?
Ah! Ah insanlar, bilmiyor musunuz ki kendinize kattığınız değerlerin yansımasıdır hayat…
Seçimlerinizin ve tercihlerinizin damla damla denize dönüşmesidir hayat…
Birini hayatımızdan silip atmadan önce, silinecek olanın aslında kendi önyargılarımız olması gerektiğini fark etsek!
Yapacaklarımızı başkalarını hiçe saymadan, kırmadan yapmaya çalışsak!.
İtmeden önce, duvarlar örmeden önce, konuşmayı başarabilsek!
Olmuyor…Ne yazık ki olmuyor!
Tutulmayan sözler, bundan hiç rahatsız olmayan duruşlar içinde insanlar.
Değişen söz, değişken duruşlar içinde olan toplum olarak uyumdan uyumsuzluğa geçmişimizin bir yansıması olarak da alabiliriz bunu.
İnsanlığımız aşınıyor, ya farkında olmuyoruz ya da artık umursamıyoruz.
Hangisi olursa olsun bu vahameti fark etmeden bu aşınmayı ülkenin yansımasından alıyoruz.
Aşınıyor ülkemiz, aşınıyor insanlığımız.
Bugün yüzde 80’inde silahların göründüğü, birinin diğerini öldürmeye hazırlandığı planlarla dolu olduğu diziler gibi sevgi de yok ediliyor, değerler eriyor, insanlar da ülkem gibi nefret dilini konuşuyor…
Ve bu dile ne yazık ki fazlasıyla alışmış durumdayız.
Öte yandan, yapılan bir sürü araştırma göstermiştir ki; mutlu ülkelerde yaşayan halk da mutlu oluyor. Bu ülkelerin halkları kendilerini güvende hissediyor, bir yaşam amaçları olduğunu düşünüyor ve stresi en aza indirip sevinci en tepeye taşıyan bir yaşamın tadını çıkarıyor.
İşte böylece insan ülkesinin yansıması oluyor…
Ya bizler? Kendi mutsuzluğumuzda, karamsarlığımızda hoyratça incitiyoruz bizi sevenleri. Çevremizdekileri.
Hem de hiç üzülmeden…
Bu kadar kolay mı uyum sağlayacağız mutsuzluklara? Yoksa, yaşadıklarınızdan kaçmak ya da tükenmek yerine, yaşamla işbirliği içinde mi olmaya çalışacağız?
Ne olur kendinize acımayın. Lütfen “benden geçti artık” demeyin.
Değiştiremeyeceğiniz koşullarla savaşarak gereksiz yere zaman ve enerji harcamayın.
Hayata karşı sürekli düş kırıklığına uğruyormuş gibi davranıp yaşamı kendinize ve sizi sevenlere zehir etmeyin.
Sevginin varlığına, insanca duyguların sizi mutlu edeceğine yeniden inanın.
Baktınız olmuyor hedefinizi değiştirmek yerine yeni bir yol deneyin.
Bir kez deneyin, ne kaybedersiniz?
Ya kazanırsanız?
İç dünyamızda huzur ve barışı sağlayacağımız, sevgiyle barışacağımız yeniden adaletli, erdemli, güzel günlere kavuşmayı, ülkemizde huzurla yaşamayı gönülden dilerim…

WhatsApp
Telegram