6 Ağustos 2020 , Perşembe
SESSİZLERİN SESİ, GERÇEĞİN GAZETESİ

“SANA İÇİMİ DÖKSEM BİRLİKTE TOPLAR MIYIZ?"

4 Mayıs 2020



Şebnem Sema Tuncel

“Sana içimi döksem birlikte toplar mıyız?” demiş şair İlhan Berk.

Bu iç döküşü Türkiye ile de yapabilir miyiz acaba?

Evet, “bu ülkeden yoruldum, aydınlık, uygar günleri beklemekten, sabretmekten, her şeyden yoruldum” diye yazdım eski bir yazımda. Benim sitemlerim, isyanım kesinlikle kişiye özel değil, sadece içinde olduğumuz durumla ilgili… Bu durumu özetleyecek olursak, gün geçtikçe daha da batağa saplanan söylemlerin, hak hukuk tanımayan eylemlerin ve pervasız cehaletin, terbiye sınırları dışındaki cüretlerin karşısında aklını kullanabilen, sağ duyulu yurttaşların bulantısı gittikçe artıyor…
Durmak bilmeyen şiddet, duyarsızlık ve tehditlerle dolu bir ülkede, tek yapabildiğimiz, “sana çok ihtiyacım var” diye yakın hissettiğiniz bir arkadaşınızdan medet umar hale geliyorsunuz. Birkaç cümle de olsa, içinde olduğunuz travmadan bir limana sığınmış gibi olacaksınız…

“Sana içimi döksem beraber toplar mıyız? ”

Şair öyle samimi sormuş ki bu soruyu, tam da bu kadar ulusça adaletsizlikleri ve yolsuzlukları çok yoğun yaşadığımız günlerde, bunca şehit haberi, bunca ülke sorunu, bir de küresel salgın ile boğuşurken CB’nın süren hakaretleriyle yaşamak zorunda bırakılmışlığımızda içimizi dökeceğimiz terbiyeli, uygar dostlara ne çok ihtiyacımız var!

Keşke tek sorunumuz duygusal fırtınalarımız olsa. Nasıl darmadağın ettiler içimizi böyle, başta fazla önemsemedik, geçer dedik, olmaz ki dedik, pes dedik, ağzımız açık kaldı yolsuzluklara, pervasızlıklara, hakaretlere ve daha pek çok şeye… Sonunda bugünlere geldik, darmadağınız ulusun aklını kullanabilen kısmıyla birlikte… Hepimiz de içimizi birlikte toparlayabileceğimiz birilerini arar olduk!

Keşke deyip duruyoruz. Keşke! Her şey daha özenli, titiz ve doğru dürüst yapılsa dökülecek, sonrada toplanacak fazla bir şey kalmazdı diğer insanlara… Ama ortalık böyle tarumar ve sitem doluyken, insanlar bu kadar mutsuz, umutsuz ve öfke doluyken içimizden dökülenler bu kadar birbirine benzer ve dopdoluyken bu dökülenleri birlikte toparlayabileceğimiz dostlara ne çok ihtiyacımız var değil mi?

Gelen gerçekten dostsa tutup elimizden kaldırsa bizi, hadi kalk beraber toplayalım içini dese! Önce perdelerini açıp gözümüzün, pencereleri aralasa ve tertemiz havayla doldursa boğulmak üzere olduğumuz bu pis ortamdan! Mutluluktan ağlasak, o da silse göz yaşlarımızı ki gönlümüzdeki ışıltı tekrar yansısın, canlansın gözün feri.

Hadi içimizi topladık, düzenledik diyelim, ya kapımızın önü temiz, eviniz düzenli, vatanımız huzurlu ve eskisi gibi itibarlı, adalet, hak hukuk dolu, saygın ve saygılı, terbiyeli insanlarla yönetilen ve ara verdiği uygarlık yolunda ilerlemeye yeniden başlamış bir ülke mi?

Bu iç döküşü Türkiye ile de yapabilir miyiz acaba? Birilerinin işine gelmezse bu cümleye de yasak koyar mı valilikler? Ben yine de içimi dökeceğim Türkiye’m, Başka türlü “her şeyin çok güzel olmasına “ imkan kalmaz yoksa!

Ben artık görmek de duymak da istemiyorum ülkemin içinde olduğu, basiretsizlikler yumağında boğulduğu pis söylemleri ve eylemleri. Bu kabus, Türkiye’min üstündeki kara bulutlar çekilse bile bizlerin içini kaplayan kara bulutlardan kurtulmamız epey süre alacak…

İşte bu nedenle yoruldum, çok yoruldum bu ülkeden… Sabretmekten, üstüne ölü toprağı dökülmüş gibi konuşmaktan korkanlardan…

AMA BENİM TEK BİR VATANIM VAR, YORULSAM DA KÜSSEM DE VAZGEÇMEM…

Benimkisi sadece “Kasap sevdiği deriyi yerden yere vururmuş” misali…

Sahi en son ne zaman bir dostunuz gönül kapınızdan kafasını uzatıp ne bu ortalığın hali dedi?

Ya siz?

 

WhatsApp
Telegram