30 Ekim 2020 , Cuma
SESSİZLERİN SESİ, GERÇEĞİN GAZETESİ

KORKUDAN BESLENENLER, KORKUYU BESLEYENLER...

11 Nisan 2020



Bülent Pınarbaşı

Kitle psikolojisinin nasıl işlediğini dün 2 saatlik zaman dilimi içerisinde çok açık bir şekilde gördük. Bir tek kişinin, sözün, haberin etkisiyle bütün bir halkın korkusunu tetiklemek, sokaklara dökmek işte bu kadar kolay…

Acı olan şudur ki, bu korku algısının oluşmasına en çok yardımcı olanlar, “okumuş cahil”ler… Koronadan daha tehlikeli bir sosyal medya hastalığı “fenomen olma hırsı” ile her duyduğunu paylaşmaya, etkisini artırmak için paylaştığını olur olmaz “arkadaşımın kuzeni söylemiş, falanca bilim adamı açıklamış” gibi mesnetsiz kaynaklarla destekleyen bu kitle, insanların korku ve kaygılarıyla alay etmeyi bir maharet, iyi bir özellik saymakta…

***

Bu hal, öyle bir salgın ki; korkudan beslenen bir iktidarı yok etmek için siyasi mücadele verenler bile korkunun esiri olmuş ve korkuyu besler hale gelmiş. Komplo teorilerinin magazin haberlerinden bile daha fazla okunur hale geldiği günümüzde, en ciddi meseleler bile magazinleştirilerek, konunun aslından uzaklaşarak ve toplumun en hassas noktaları “kaşınarak” yayılıyor.

Sonuçta ne mi oluyor?

Doğru yalana yenik düşüyor, cesurlar korkaklara yem oluyor…

***

Küçük ve zararsız olduğu düşünülen şeyler aslında bizi bu duruma düşüren. Özellikle karantina ve sokağa çıkma yasağıyla evlere hapsolmuş, bilgisayar önünde sosyal medya tutkunu olmuşken, gelin sosyal medya yalanlarından başlayalım öncelikle…

  • Messenger hiçbir zaman paralı olmadı, olmayacak. Sizin paylaştığınız resim ve mesajlar da kimseyle paylaşılmayacak. Ancak; sizin aktif olduğunuz saat, yaş aralığınız, ilgi alanlarınız kullandığınız kelime ve paylaşımlardan çıkarılan “istatistiki bilgiler” olarak pazarlama şirketlerine satılabilir. Burada ne isminiz ne kimliğiniz kimseye verilmez.
  • Facebookta yazdığınız, paylaştığınız haberlerden başınız belaya girebilir elbette. Ancak bunu mesaj olarak paylaştığınız “falanca yasaya göre kabul etmiyorum” zırva paylaşımıyla önleyemezsiniz. İlk hesap açtığınızda “kabul ediyorum” diye işaretlediğiniz kutucukla, facebook kullanım şartları dahilinde istediğini yapabilir. Beğenmiyorsanız girmezsiniz. Korkuyorsanız, yalan, yanlış ve suç oluşturacak paylaşımda bulunmazsınız.
  • WhatsApp mesajlarınız, grup paylaşımlarınız öyle teknik takiple falan kimsenin eline geçemez. Ancak yazdığınızdan rahatsız olan birileri gider, şikayetçi olur, ekran görüntüsünü suç duyurusuna ekler, o zaman belki biraz başınız ağrır. Yasa dışı bir şey yapmıyorsanız bundan niye korkasınız?
  • Kimse sizin kara kaşınıza, kara gözünüze bakıp da bir mesajı paylaştınız ya da beğendiniz diye hiçbir yere para yardımı yapmaz. Bunlar sadece hit almak için ve kullanıcı sayısını artırmak için yapılan paylaşımlardır.
  • İnternet öyle 10 milyonluk telefonu 100 liraya alabileceğiniz bir mecra değildir. Kredi kartınıza masraf iadesi için söylenen linke tıklayıp formu doldurduğunuzda ancak kredi kartınızın limiti kadar yeni bir masraf kapısı açmış olursunuz kendinize.
  • Eleştiri haktır, hakaret suçtur. Eleştiri ile hakaret arasındaki farkı bilmiyorsanız zaten kullanmayın şu teknolojik aletleri, önce gidin ilkokul 1’den itibaren yeniden eğitim alın…
  • Kaynağı belli olmayan, “dayımın kızının arkadaşı, emmioğlunun askerdeki komutanı” gibi ismi cismi belirsiz kaynaklara dayandırılan paylaşımlara kanmayın. Okuyun, gülün, geçin ama inanmayın.

***

Korkudan beslenenlere korkuyu yayarak yardımcı olanlar en az o korku imparatorluğunun mimarları kadar suçludur, bunu unutmayın.

Doğruyu savunuyorsanız, doğru düşünüyorsanız, doğru yaşıyorsanız korkacak bir şeyiniz yok demektir zaten.

Doğru değilseniz, korkmakta ve korkutmakta haklısınız, ne diyeyim…

WhatsApp
Telegram



X