30 Ekim 2020 , Cuma
SESSİZLERİN SESİ, GERÇEĞİN GAZETESİ

KOYUN CAN DERDİNDE, PAZARCI TEZGAH...

1 Nisan 2020



Bülent Pınarbaşı

Tüm dünyaya musallat olan ve günlerdir tek gündem maddemiz haline gelen şu meşhur adı batasıca virüsle ilgili, halk sağlığı göz önünde bulundurularak tıbbi önlemlerin yanında (hatta daha da fazla) pek çok emniyet ve güvenlik tedbiri de uygulamaya konuldu. Devlet-i Ali’nin yetkilileri gerek gördükçe de ek tedbir ve önlem paketlerini ardı ardına işleme koyuyor.

Bunlardan biri de şu pazaryerleri ile ilgili çıkarılan genelge…

Bildiğiniz gibi (geçtiğimiz hafta sonu bununla ilgili gelişmeler çoğu haber sitesinde ve gazetelerde yer aldı) Aliağa Kaymakamlığı ve Aliağa Belediyesi, Hıfzısıhha Kurulu tarafından alınan bir kararla pazaryerlerinde pazarcıların tezgah açmasını ikinci bir talimata kadar yasaklayan ve bunun yerine belediye tarafından, yine belediyenin kendi imkanlarıyla haftanın beş günü kuracağı tezgahlardan vatandaşın temel gıda ve ihtiyaçlarını giderebilmesini amaçlayan bir uygulama başlattı.

Ancak pazarcı esnafı kararın kendilerine geç bildirildiğini, mal alımı yaptıklarını ve maddi zararlarının büyük olacağını belirtince, yetkililer durumu inceleyerek gerekli hijyen, mesafe vb. şartları yerine getirmek kaydıyla Cumartesi günü esnafın tezgah açmasına izin vermişti.

Gelgelelim bu güne…

Cuma gününden beri pazaryerlerinin açılmayacağı her bir kanaldan bangır bangır duyurulsa bile, hatta bütün bu duyuruların yanı sıra bizzat Esnaf Odası tarafından tezgah açmamaları konusunda uyarılsalar da bizim pazarcı esnafı Çarşamba Pazarı’nın yolunu tuttu. Zabıta ve emniyet güçlerinin kendilerine ilgili tebliğ uyarınca bunu yapamayacakları açıklansa da ısrarla tezgah açmak istedi. Uyarıları dinlemeyip araçlarla kornalara yüklenerek topluca Cumartesi Pazarı’na gitmek isteyenler her türlü ikaza rağmen burada zorla tezgah açmaya kalkınca da, emniyet güçleri müdahale ederek beş esnaf vatandaşı yakalayıp haklarında adli takibat başlattı.

Şimdi “kırk katır mı, kırk satır mı” durumu mevcut anlattığımız meselede. Evet, halk sağlığı, hijyen, önlem açısından bakınca elbette ki yapılan uygulama yerinde ve doğru bir karara dayanıyor.

Ancaak…

Hepimiz biliyoruz ki bu pazarcı esnafının büyük bölümü günlük yaşayan, tezgah açmadığı gün evine ekmek götüremeyen vatandaşlar. Onlar da eminim bu riskli ortamda sabahtan akşama kadar yüzlerce müşteriyle hemhal olup hastalığa yakalanma tehlikesine maruz kalmak istemezler.

Görülen odur ki, pazarcı esnafına “dükkanı kapat” diyenler, tıpkı berberlere, çay ocaklarına, kafeteryalarda yevmiye ile çalışanlara bu süreçte nasıl karnını doyuracağını söylemediği gibi burada da insanları sağlıkları ile geçim derdi arasına sıkıştırıp bırakmıştır.

Kolluk kuvvetleri elbette emir kulu, elbette kendilerine tebliğ edilen karara göre yaptırım uygulamak zorunda. Çoğu zaman emniyet güçlerinin inisiyatif kullanarak bazı durumları görmezden geldiğinin, vatandaşa yardımcı olmak için ellerinden geleni yaptığının da bilincindeyiz.

Gelgelelim, koyunun can derdinde olduğu bu zamanda kasap da et derdinde maalesef. Bu durumu dengelemek için kısa zamanda çözüm üretilmezse, sadece pazarcı esnafı değil, dar gelirli tüm kesimlerden bir toplumsal infialin yükseleceği su götürmeyen bir gerçek.

Herkesten fedakarlık beklenen bu dönem, sanırım devleti karşımızda değil yanımızda görmeye en çok ihtiyacımız olduğu dönemdir. En az sağlık çalışanlarımız kadar kendisini risk altına sokarak görev yapan, bunun için de müteşekkir olduğumuz kolluk kuvvetlerimiz bizleri koruyup kollamaya devam etsin elbette. Ancak Devlet-i Ali de bu çıkmaza bir formül üretsin tez zamanda.

Aksi takdirde kaos ve kargaşa bu mel’un virüsten daha çok zarar verecek bizlere…

WhatsApp
Telegram



X